Kimi zamanlarda sebebini bilemediğimiz bir mutluluk olur içimizde. Neden olduğunu bilmeden mutlu ve yüksek bir enerjiyle hayatımıza devam ederiz. Mutluluğumuzu etkileyecek günlük olayların dışında bir de mutlu olmamıza yardımcı olan besinler vardır. Bu besinler içerisinde bulunan kimyasallar, mutlu olmamızı ve ruh halimizin düzene girmesini sağlar. Özellikle de sabahları evlerimizden çıkmadan önce bu besinleri almak, gün boyunca yüksek bir enerji performansı sahip olmamızı sağlayabilir. Peki nedir bu bizim mutlu olmamıza yardımcı olan besinler ?
Geçtiğimiz günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile özel sağlık hizmeti veren kuruluşlara arasında imzalanan 2012 yılı sözleşmesi sağlık hizmetleri sözleşmesiyle artık hastalar, birtakım hallerde özel hastahanelerde tedavi olabilecek. İmzalan bu sözleşme ile hastayı koruyucu birtakım düzenlemeler de hastanelerde geçerli olmaya başladı. Özel hastanelerde yapılan muayene ve tedavilerde ödenecek olan katılım payının 12 TL olduğunu vurgulayan SGK, muayene ve tedavilerde hastahanenin fark ücretinin yüzde 30 ile yüzde 70 arasında değiştiğini hastalara net bir şekilde duyurmasını şart koştu. Bundan sonra hastalara, özel hastane ve tıp merkezlerinde uygulanan her türlü muayene, tahlil ve tedavinin, hatta yatan hastaya verilen ilaçların tüm girdi çıktılarıyla beraber detaylı bir şekilde belgelendirilmesi istendi. Bu şekilde hastalar, belgelere bakarak devletin kendi adına hastaneye ne kadar para ödemiş olduğunu, kendi cebinden ne kadar ücret çıktığını ayrıntılı bir şekilde görme imkânına kavuşacak. Bu sayede hastalar kendilerinden fazla para alınıp alınmadığı düşüncesine kapılmayacak.
SGK Hangi Hastalık ve Tedavilerde Ücret Almıyor
Alınan karada SGK ’nın hastanelerin görünür bir yerine asılmasını istediği ve hiçbir ücret alınmayacak tedavilerin listesi şöyle sıraladı:
1-Acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri.
2-Yoğun bakım hizmetleri.
3-Yanık tedavisi hizmetleri.
4-Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri).
5-Yeni doğana verilen sağlık hizmetleri.
6-Organ doku ve kök hücre nakilleri.
7-Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri.
8-Diyaliz tedavileri.
9-Kardiyovasküler cerrahi işlemleri.
Son zamanlarda adını sıkça duymaya başladığımız meme kanseri kadınları tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle sanat dünyasının yetenekli simalarından Oya Başar, Nilüfer, Vahide Gördüm, Deniz Uğur gibi sanatçıların isimleri son zamanlarda aynı hastalıkla anıldı. Sanat dünyasından tanıdığımız, bildiğimiz kadınlar bu şekilde. Bir de ülkemiz genelinde adını bilmediğimiz kadınlarımız var.
Yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkan sonuçlar, ABD’de her 8 kadından 1’inde meme kanserine rastlanılması, Türkiye ‘de ise son zamanlarda kadınlarda görülen en sık kanser türleri arasında bulunması ve son yıllarda 35 yaşın altındaki genç kadınlarda da sıklıkla görülmesi dikkatlerin bu yöne çekilmesine yol açtı. Uluslar arası sağlık araştırmaları yapan Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise önümüzdeki sene içerisinde yaklaşık olarak 1.2 milyon kadın meme kanserine yakalanacak.
Türk hekimleri de bu konuda kadınlara önemli bilgiler vererek onları bilinçlendirme ve erken önlem alma gayreti içerisindeler.
Uzmanlardan aldığımız bilgiye göre, meme kanseri şüphesiyle gelen hastalarda, meme kanseri erken evrede yakalanmışsa yani tümör 1 santimin altında ve koltuk altına sıçramadıysa, hastanın yüzde 95 oranında kurtulma şansı bulunuyor. Uzmanlar, ortaya çıkan yeni tedavi yöntemleriyle meme kanserinde erken evreyi bir miktar geçmiş hastalarda bile başarı oranının yüzde 70’in üzerinde olduğunu ve iyileşmenin mümkün olduğunu söylüyorlar. Kemoterapiye bağlı saç dökülmesi ve bulantı gibi yan etkilerde en aza indiriliyor.
Meme kanseeriyle mücadelede en büyük sorumluluğun kadınlara düştüğünü belirten uzmanlar, belli aralıklarla kadınların taramalardan geçmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Bunun dışında genetik faktörlerinde rol oynayabileceğini söyleyen uzmanlar, radyasyon, aşırı yağlı ve kalorili tüketim gibi etkenlerinde, meme kanseri sıklığını arttırdığını söylüyorlar. Ayrıca doğum kontrol hapı kullanımı veya menopoz belirtilerinin önlenmesi amacıyla hormon kullanımı da meme kanseri riskini arttırıyor.
Meme Kanserinde Risk Faktörleri
- 40 yaş üstünde olmak
- Ailede meme kanseri olan yakın akraba anne, teyze gibi kişilerin olması
- Hiç doğum yapmamış olmak ya da ilk doğum yaşının 30’dan sonra olması.
- Daha önceden meme kanseri görülmüş kadınlarda, ikinci kez meme kanseri görülme riski yüzde 25.
Meme Kanserine Karşı Dikkat Edilmesi Gerekenler
Meme kanseri belirtileri genellikle, memede ağrısız sertlik (kitle), memede büyüme ve asimetri, içeri doğru çekilme, meme başında çökme, meme cildinde kalınlaşma, tek taraflı meme başı akıntısı, koltuk altında şişlik, portakal kabuğu görünümü, memede sertlik şeklinde ortaya çıkıyor.
Meme Kanserini Kontrol Etme
Kadınlarda adet döneminden 1 hafta sonra belirli periyotlarla hekim kontrolüne gidilmeli, 40 yaş ve üzerindeki kadınlar yılda en az bir kez hekim tarafından muayene edilmelidir.
Yapılan araştırmalar, çamaşırların birçok hastalığa neden olabilen antibiyotiğe dirençli bakterilerden temizlenmesi için, sadece deterjan, sabun ya da değişik temizleme maddelerinin kullanılmasının yeterli olmadığı, bununla birlikte çamaşırların yüksek ısıda yıkanması gerektiği bildirildi. İsveç’te yayımlanan Svenska Dagbladet gazetesinin haberine göre, İsveç Uppsala Üniversitesi Hastanesinden Mikrobiyolog Aosa Melhus’un da katıldığı araştırmanın sonuçları, çeşitli nedenlerle kıyafet, havlu, çarşaf gibi çamaşırları dirençli bakterilerden temizlemek için sabunun yeterli olmadığını gösterdi. Dr. Melhus, beyazlığın çamaşırın temiz olduğu anlamına gelmediğini, laboratuvar ortamında yaptıkları deneylerde birçok bakterinin 42 derecede bile haftalarca canlı kaldığını gözlemlediklerini belirtti. İdeal çamaşır yıkama sıcaklığının en az 60 derece olduğunu, bununla birlikte, çamaşırların yıkandıktan sonra 10 dakika da kurutma makinesinde yüksek ısıda kurutulması gerektiği bildirildi.
Soğukların kendini iyiden iyiye göstermesiyle birlikte insanlarda vücut kırgınlığı, grip ve boğaz iltahapları görülmeye başladı. Doğada bulunan birçok bitki, hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır, bu bitkilerden biri de Adaçayı’dır.Adaçayı’nın faydaları saymakla bitmez. Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir. Kanı temizler, karaciğere dosttur.
Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır.
Adaçayı dıştan uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi.
Bedenimizin polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da (Çalkalama ve Gargara) başarıyla kullanılabilir veya bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanısıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada adaçayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır.
Kullanış şekilleri
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.
Bu uyarılara dikkat!
Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir. Dölyatağı (Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz. Annelerin süt üretimini durdurur. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen başka bir yan etkisi yoktur.
Gelişmekte olan bitkisel tedavi yöntemleriyle migren ağrılarına son verebilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey aslanpençesini migren ağrıları için kür olarak kullanmak. Başarı oranı yüksek olan bu tedavide, dikkat edilmesi gereken tek şey, bu bitkinin önerilen kullanma talimatına birebir uyulmasından geçiyor.